GECENİN SOKAK ARASI



Derin derin sayıklamalarıdır bu sesler;gecenin.Kesik kesik,soluk soluğa.Zevkle karışık acı bir inilti...Ve hıçkırıklar...Kesik kesik,soluk soluğa...Yalnızlığın hıçkırıkları...
Yalnızlığa isyanı gecenin.
Acıyla karışık bir zafer çığlığı...Yalnızlığa inat,gecenin haykırışları...

Yanıyor bir yerler.Saçma sapan hayallerle çerçevelenmiş.Hayal gerçeğin içinde.Gerçek zamanlar ötesinde.Sayıklamalarıdır bu sözler gecenin.Yalnızlığın hıçkırıkları...

"Acısı sahte olanın,gösterişli olur ağlaması" dediği gibi Tolstoy'un;en boğuk iniltilere mekan değil midir en derin kuyular? Şeytanın ayrıntılarda saklı yüzü...En derin acılara çıkar terkedilmişliğin izi...

Caddelerde aramayın,görmek istiyorsanız gerçekten ağlayanların yüzünü!Sokak aralarıdır onların sığınağı.
Bir otel odasında küf kokan yastığına abanmış hıçkıran bir kızda saklı acı...
Başını yorganının altına saklamış ihanete inleyen bir delikanlıda aşkın gizemi.Masumiyeti ve çirkefliği...
İnanca çevrilmiş yüreğini Kâbe yapıp kendine,el açıp dua eden bir annenin sözlerinde kalmış samimiyet...
Ve yalnızlık aydınlığa gebe gecede sayıklayan.

CADDELERDE ARAMAYIN AĞLAYANLARIN İZİNİ.GECENİN SOKAK ARALARINDA...
 
Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

KRALDAN ÇOK KRALCI...


Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki farklılıklara asla tahammülümüz yok.İnsanları din,mezhep,ırk,renk gözeterek aşağılamaya ve bize benzemeyeni yok etmeye ne kadar da meraklıyız...
Oysa her durumda insanoğluna gerçeği haykıran doğa,aklını kullanan insana bu konuda da çok büyük dersler veriyor.Doğaya şöyle bir göz attığımızda gördüklerimiz bizi gerçekten şaşırtabilir:
Bir sürü farklı güzellik,farklı renk,durum bir arada ve uyum içinde.Herşey birbirinden değişik ama hiç bir çatışma yok!Toprağın bağrından kopup gelen onca güzel çiçek mesela:Güllerle papatyaların,papatyalarla otların birbiriyle kavga edip gruplaştıklarını gördünüz mü hiç?Ya da şimdiye kadar hangi bülbül ormandaki kargaları aşağılayıp:
"Ben senden daha mükemmel sesliyim,sana tahammülüm yok ve burada yaşamaya da hakkın"dedi.
Bir çınarın kibirlenip bir çalıya :
"Sende kimsin!Ben yüz senedir burdayım,sen zavallı güçsüz bir ot parçasısın"dediğini düşünsenize...
Doğada bunların hiçbirine rastlanmaz.Çünkü bütün o farklılıklardır doğayı muhteşem kılan.Doğada güzel ya da çirkin,iyi ya da kötü,zavallı ve güçlü yok.Allah’ın verdiği binbir çeşit yetenek ve korunma yollarıyla herkes ve herşey kendini sergiliyor.Ne papatya gül olmaya çabalıyor,ne de karga şan derleri alıyor.Herkes neyse o!Ve kimse bu durumdan gocunmuyor...
Yıldız güneşin yerine geçmek istemiyor.Güneş kendisi gidince yerine ayın saltanatlığını kurmasına içerlemiyor.
Bu dünyada her farklılık bir renk.Ama bunu çoğu insan idrak edemiyor.
Sizce en güzel renk hangisi? Göklerin hakimi mavi mi? Ağaçların huzurlu rengi yeşil mi?Güneşin sarışın kahkahaları mı? Hangisi en iyisi?
Renklerden yalnızca birini seçip diğerlerini yok etmek ne aptalca olurdu değil mi?
En iyisi bırakalım mavi maviliğini,yeşil yeşilliğini,beyaz beyazlığını bilsin.Bülbül karga sayesinde sesinin güzelliğini keşfetsin...Yaşasın çınar yüz sene ve ot parçasına öğretsin bildiklerini...
Allah’ın bile yaratacak kadar değerli gördüğünü biz kim oluyoruz da yok etmeye uğraşıyoruz...

Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

YANSIMADA AYNALAR...

Her şeye rağmen yasaklar ve imkansızlıklardır hayatı farklı kılan bence.
Onlara ulaşabilme ihtimali de hayatın anlamı.
Esasen uzak sanılır yıldızlar,bakınca gökyüzüne...
Oysa uzaklar aynada yansıma.
Ayna senin içinde...

Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

YÜREĞİMİN URGAN İZLERİ...

Gözlerime çöreklenen acıyla başederken öğrendim ben güçlü olmayı.En zor anda ölmek isterken; delice,hayat beni yaşama doğru ittiğinde farkına vardım yaşamın anlamının...
KIYISINDA DA OLSAM TUTUNMAM GEREKİRDİ...
Ve bende öyle yaptım.
Kanasa da tutunmaktan avuçlarım,ben yine de bırakmadım hayatın cambaz ipini.Şimdi bakarken o uçurumdan geçmişimin derin kuyusuna,tek gördüğüm YÜREĞİMDEKİ URGAN İZLERİ...

Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

SİYAHI KARDEŞ BİLMELİ BEYAZ,YANINDA BEYAZLAŞTIĞI İÇİN !!!



Öyle garip bir bilmece ki hayat denilen bu oyun.İstesen de,istemesen de yaşatıyor sana bir insanı insan yapan bütün duyguları:Korku,öfke,hayal kırıklığı ve gözyaşı...Ve umut, mutluluk,sevinç nedensiz delicesine.Hangimiz yaşamadık ki ?

Bana hiçbir korkusu olmayan tek bir insan göstersenize.Yalnızlıktan korkar kimimiz,kimimiz yalnızlğın en son limanı ölümden.Kimi aşktan korkar aslında delice isterken,kimi aşkını kaybetmekten;eninde sonunda kaybedeceğini bilerek...

Bilmekten korkarız bazen,bazen hiç bilmemekten.Karanlıktan,şimşekten,gökgürültüsünden...Ne çoktur korkularımız,korktuklarımız.

Ya umutlar !En umutsuz anda hangimiz ’’Ya başka türlü olursa ,ya herşey güzel olursa’’ diye düşünmeyiz.Bunun,bu düşüncenin bile aslında umudun ta kendisi olduğunu nasıl da biliriz.
Öfkeleniriz bazen bu hayat oyununda.Perdeyi bile yırtıp atacak,seyircilerimize yumruklar sallayıp küfürler savuracak kadar öfkeleniriz.Sonra pişmanlık gözyaşları dökülür yanaklarımızdan,öfke fırtınasının paramparça edip yıkıntıya çevirdiği boş alana otururken.Bir an bütün evreni kucaklayacak kadar geniştir kalbimiz,an olur koskoca dünyaya sığamaz küçücük bedenimiz.Hep doğruyu isterken başkalarından,ne çok yalanlar söyleriz...
Gün olur bizi Yaradan’a bile kafa tutarız;bir saniye sonrası tövbe yakarışlarının zamanı olur.
Hakedilmemiş haksızlıkların yükünü taşıyamayız da, biraz olsun hafifletmek için acımızı,aynı haksızlıkları başkalarına yaparız.

Nice canları alır silahımızdaki kurşun ama gün olur devran döner en büyük silahımız olur bir insanın içindeki acıyı öldrmek için ;gülücüklerimiz..

İNSAN OLMAK TEZATTA YAŞAMAKTIR;BİLİRİZ !!!

Ayşegül UĞUR







Yorum (yok) Yorum yaz!

SELAM EY YALNIZLIĞA...


Herkes biraz yalnızdır,yürekte paslı bir acı
Herkes biraz yabanıl,herkes biraz yabancı
Dur yolcu deyip sürüklese de zaman
Akıl yitik kervansaray,gönül çaresiz hancı...

Anlamını yitirmişse artık,sevgi sözcükleri bile
Yankısı bile duyulmaz tek kişilik sahnede
Kendine yenilmek midir aşk,hayal kırıklığı biçmek mi?
Ben sevdim ben yenildim,kırgın yürekten kime ne...

Öfke dediğin nedir,derin acımdan başka
Sitemler dilimdeyse,sözler yenik aşkıma
Ne sus,ne konuş,ne hayaller kur,ne unut
Melodim sussun artık,selam ey yalnızlığa...

Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

AY ÇIKMAZI...


Bir hayal kırıklığının hikayesi bu
Masum bir çocuk gözünde taht kuran

Gizli bir ağacın dalları kadar esrarengiz
Gece kadar ürperten
Dolunaylı bir gökyüzü kadar kırılgan
Uyuşuk bir kar tanesi kadar
Ve ben kadar
Ve benim kadar
Ben olan bir hayal kırıklığının hikayesi bu

Sen yoksun bu hikayede
Sadece ben ve benim hayalim
Kırılganlığı yüreğime alışık
Kristal bir kadehte zamanı yudumlarken
Kurduğum bir hayal...

Çocukluğumun bayram sabahları
Ve rüyalarımdaki koklanmaz koku
Tertemiz bir yağmur gecenin gündüzünde
Gündüzün gecesinde

Dedim ya
Bir hayal kırıklığının hikayesi bu
Aslında ne anlamsız ne saçma
Bataklıkta açan bir çiçek gibi
Yaşaması insanın kaderini
Bir yerden sonra tükenmesi bütün yolların
Bir Ay çıkmazına girmesi sokağımın
Ve kararması çocukluğumun hevesinin
Her insan yenik biraz bu hayat sokağında
Ve kelimeler bile düşman artık sevdalı şaire
Kopuk kopuk diziliyor beyin köprülerimde
duraklar
Her durak bir hayal kırıklığının hikayesi
Paragraflar dönemeçlerde
Ve o kuyu varya
O derin gizli kuyu
Çocukluğumun masum gözbebeklerinde
Günahsız ve yalansız
Bilmeden doğruların kaybettiğini
Bilen doğruları dosdoğru...

Seneler sonra değişiyor çocuk !

Dedim ya
Bir hayal kırıklığının hikayesi bu
Rüya bu hayatın gerçekçi dibi
Aslında ne anlamsız ne saçma
Bataklıktan açan bir çiçek gibi...
Yaşaması insanın kaderini
AY ÇIKMAZI ISSIZLIĞIN İZİ...

Ayşegül UĞUR

Yorum (yok) Yorum yaz!

HAMDIM...PİŞTİM...OLDUM...



Çocuktum...
Kırgınlıklarımla diz boyu yaşamaktı savaşım
Ne hayat bana yaradı ne ben hayatın işine.
Gözden ırak olur gönülden ırak olan dedim.
Yumdum gözlerimi...

Hep sahip olmak vardı içimde:Sevgiye,aşka,iyiliğe
Masumiyet yeter sanmıştım içimdeki kötülüğe
Gözlerimi devirip baktığım uzak şehirler bile
Bana beni anlatamadı..Küstüm...

Hayatım...
Cümlelerim gibi yarım kırık..Ne nazım ne nesir...
Tüm beceriksizliklerimi vurdu hayat yüzüme..
Kabullenmek zor oldu. Ağladım...Sustum...

Şimdi olmak var hayatımda artık.Sahip olmak,tozlu raflarda kirli,kanlı bir mendil sadece...
Hiç bir şey benim değil zaten. Ben hiç bir şeye ait değilim.
Olmak var şimdi sadece...Yaşamak...Paylaşmak...Vakti gelince bırakmak..
Nasıl olsa hiç bir zaman benim olmadınız.........

Biliyorum,giriş,gelişme ve sonuçtan örülü düzgün bir yazı olmadı bu...Sadece yazdım..Olmak için..Takdirlere sahip olmak,övülmek için değil..Sadece kelimelerim bunlar demek için...

İçimdeki kırgınlıklıklara,pişmanlıklara,hatalarıma da kızmıyorum.Sadece olmak var çünkü hayatta.Kimsenin oluşlarına da kızmıyorum...Hepimiz aynı yolun yolcuları..Bizi bize tek bağlayan aynı arabada olmaksa eğer neden çok derin anlamlar yükleyeyim ki bütün bu yolculuğa..Niye yanımdaki koltuğun hep dolu olacağını zannetme hatasına düşeyim...Her durakta birileri inecek.Birileri binecek.Ne yolcular sorumlu bu müzmin yalnızlığımdan,ne kaptan,ne yollar ...Ne de ben...Aynı yola gider gibi görünsek de aslında hepimizin gördüğü kendimize açılan yol...Köklerimiz aynı olsa ne olur,uzandığımız kollarımız gökyüzü olsa topyekün,ne?Ağaç bir belki,dallar milyonlarca...

Olsa olsa meyve vermek telaşına bunca hengame...

Dedim ya kırgınlıklarım diz boyu.Kendime,sevdalarıma .aşkıma..Ama doğru ya neden bu iyelik ekleri..Hiç bir şey aslında benim değil ki..
Bıraktım artık..Sadece olmak var.Sahip olmak değil...
Hayat dediğin de nedir ki zaten...

HAMDIM...PİŞTİM...OLDUM...

Ayşegül UĞUR

Yorum (1) Yorum yaz!